
Son dönemlerde Aşık Mahzuni Şerif’in eserlerinin müptelası oldum. Özellikle de MERDO’nun. Değişik yorumcular tarafından da çok güzel yorumlanan bu eseri, Aşık Mahzuni Şerif’ten dinlemenin tadı başka. Bu eseri dinlerken dalar giderim. Aşık Mahzuni Şerifler doğuran anaların yaşadığı bu vatana daha da bağlanırım. MERDO’yu dinlerken aklıma birkaç “MERDO” gelir. Bunlardan biri de Bayram Mert SAVRUN’dur.
Birlikteliğimiz uzun sürmedi, görev nedeniyle birlikteydik. Kısa süre sonra o vatani görevini bitirdi ve meslek yaşamına-sivil yaşama geri döndü. Sakın yanlış anlaşılmasın, Bayram Mert SAVRUN vatani görevini asteğmen olarak ve uzun süre yaptı. Asker ocağına gelirken onu korumlar getirmedi. Bir gazeteci ordusu da yoktu teskereyi aldığı gün karşısında. Uçkuru dışarıda olanların TV kanalları da yoktu ortalıkta. Bir vatan evladı gibi geldi, bir vatan evladı gibi gitti.
PROF. DR. BAYRAM MERT SAVRUN
O günlerde de, mesleki ahlakından taviz vermezdi. Mesleğine bağlılığı, mesleki ilkeleri, ahlakı ve deontoloji duyarlılığı örnek düzeydeydi. Bonkördü, yani eli açık, sofrası açık bir adamdı. Para, pulun onun için önemi hiç yoktu. Çünkü o, vicdan, akıl ve izan sahibi bir tabipti.
Orman yangınına birlikte gitmiştik diğer subaylar, astsubaylar, erbaş ve erlerle. Yanında ilk yardım çantası, belinde keskin küçük bir balta, elinde beli bükülmüş bir kürek vardı. Orman yangınında, yan yana çalıştık.
Zevkle ve gururla, Mehmetçikle, ormancılarla yan yana. Yangın söndü ve dağ başındaki birliğimize döndük. Bayram Mert SAVRUN’un sırtında yer alan torbada bir şeyler kıpırdıyordu. Karargahın yanındaki ikmal deposunun arkasındaki boş alana yürüdü ve orada torbayı boşaltmaya başladı.
İki kaplumbağa, bir sincap, bir tilki çıktı çantadan. Yangından kaçarken ateşin ortasında kalan hayvancıkları almıştı torbasına…
Hiç birimizin aklına gelmemişti bu tür bir kurtarma operasyonu; ama onun adı Bayram Mert SAVRUN’du. Yani kısaca “MERDO”…
İSTİFASI…
“MERDO” boşuna istifa etmez. Mutlaka bir amacı ve hedefi vardır. İstifası ile ilgili yaptığı açıklamalar da bunun bir tezahürü. Ama anlayana… İstifasına çok üzüldüm. Hırslandım… Ama Bayram Mert SAVRUN, yani “MERDO” gözümün önüne geldim duruldum. Bazı insanlara Profesör, Doçent, Doktor gibi titrler “ŞEREF” verir. Ama “MERDO” gibileri, Profesörlüğe, Doçentliğe, Doktorluğa “ŞEREF” katar. O, İbn-i HALDUN ve FARABİ’nin “Bazıları makamlarıyla şereflenir, bazıları da makamlarını şereflendirirler. Makamlarından şereflenenler, sonradan görmeler; makamlarını şereflendirenler kökten görmeler”dir tespitlerinde sözü edilen “Kökten Görme” bir vatan evladıdır. Adli Tıp’taki göreve atandığında kendisini aramış ve görüşmüştüm. Kutlamıştım. Mutlu olmuştum insanlık ve milletim adına. Masumlar, mazlumlar, haklılar ve hak adına.
Bu kez arayamadım kendisini.
Üzgünüm.
Üzgünüm.
Üzgünüm…
Umarım ve dilerim ki bu ülkede “MERDO”ların sayısı artar. “Ayaklar baş, başlar ayak” olmaz ve başlar baş, ayaklar ayak olup bu ülken, bu milletin ve insanlığın bahtı güler.
Ben yine Aşık Mahzuni ŞERİF’i dinliyorum bu satırları yazarken. Kulakların çınlasın Prof.Dr. Bayram Mert SAVRUN, namıyla “MERDO”. Yiğit "namı"yla anılır çünkü...
“Sana bir gün olsun gülmedi hayat
Kaderi berbat merdo merdo
Burası gurbet burası gurbet
Gelme demedim mi merdo
Dönme demedim mi
Vururlar seni merdo merdo
Söylemedim mi? söylemedim mi?
Köprünün başında pusu kurarlar
Seni ararlar merdo merdo
İzin sorarlar seni kırarlar
Gelme demedim mi merdo
Dönme demedim mi
Vururlar seni merdo merdo
Söylemedim mi? söylemedim mi?
Mahsuni yanıyor derdo bitti baharı
Bahar ayları merdo merdo
Soldu dağları yeşil bağları
Gelme demedim mi merdo
Dönme demedim mi
Vururlar seni merdo merdo
Söylemedim mi? söylemedim mi?”
Aşık Mahzuni ŞERİF
ÖZÜR: Sevgili dost "MERDO" bu anıyı iznini almadan yazdım. Çok az kişinin şahit olduğu bu anının, artık kamuoyu ile paylaşılması gerektiğini düşündüm. Eminim ki sen bu güne kadar bu anını kimse ile paylaşmamışsındır. Çünkü sen başkasın...
Hasan Hüseyin M.







